GEÇMİŞTE YAŞAYIP GEÇMİŞTE KALMAMIŞ İLHAM: ERTE

Bugünün modasıyla ilgili hep kuşku duyarım. “Bu çizgiler ‘moda’ için mi yoksa Rihanna’nın kilo almasından dolayı mi yaratıldı? Bu renkler popüler diye mi yoksa bir hikayeyle mi ortaya çıktı?” Çünkü modada; siluetten çıkan hikâyeye değil, hikâyeden çıkan siluete inanırım. Hatta bu sebep yüzünden sık sık bu sektörden soğur, Coco Chanel ve yarattığı hikayeyle biraz umutlanır, ılınırım. Durum böyle olunca günümüzden uzaklaşıp bir kez daha moda tarihçesine oltamı attım ve birbirinden farklı pencereler gösteren ilham dolu ama ne yazık ki tarihin bilip insanlığın bilmediği bir çok ustayla tanıştım.

Ancak bir de bildiğiniz, Van Gogh, Galileo gibi farklı alanlarda çalışıp değeri sonradan görülmüş ama önemsenmeseler de vazgeçmemiş/vazgeçememiş insanlar var dünya geçmişinde. Hayat bazı insanları yeteneklerine hapsediyor olmalı. Çünkü içlerindeki cevher buna izin vermiyor; bedenleri fakirlikte boğulsa da, açlıklarını sadece kendilerini ifade ederek doyurabiliyorlar… Bu yüzden tanımak için geç bile kalındığına inandığım Erte ile tanıştıracağım sizleri. Zamanında değer görmeme gibi bir şanssızlık yaşamamış olsa da; evren, kader ya da şans deyin farketmez, o da becerisinden kaçamamış. Beş yaşından beri çizim yapan bu çocuğun elinden tutmuş evren ve 105 yaşına kadar yaşayan adam sağlığı el vermediği için babası, büyükbabası, amcası ve diğer ataları gibi denizcilik okulundan mezun olamamış.

“Ben kendimi çizim alanında geliştirmek, çalışmalarımı yurt dışında yapmak; çağımdaki tüm genç sanatçılar gibi Roma’ya gitmek istiyorum.” Erte

Erte 1892’de Saint Petersburg’da doğup 105 yaşında ölmüştür. En sevdiğim sanat dalı olan illüstrasyonu modayla birleştirerek dünyanın ilk moda illüstratörü olan canım Erte(!) Len Crostad’ın kalelerinde gezerek ve denizlerle çevrili doğasıyla büyümüş. 5 yaşında çizime başlayan ufaklığın 6-7 yaşlarında yaptığı bir deseni, annesi kendisine elbise olarak diktirmiştir. Yine annesinin boşalmış parfüm şişelerine dantel elbiseler tasarlayıp, erkek akrabalar tarafından hediye edilen kurşun askerlere de balo kostümleri yapmıştır. Bir süre manzara resimlerine yönelen miniğimiz, zamanın ünlü ressamlarından olan S. Erepine’den ders alıp portreye yönelmiştir. Aslında delikanlı olduğu yani deli çağlarında -15 yaşında- çizimde gelişmek ve sanata yönelmek için Roma’ya gitmek istese de; hayal ve gerçeği birbirine karıştırdığı illüstrasyonlarını kostüm tasarımıyla birleştirmekten zevk aldığını farkedip 20 yaşında Paris’e gitmiştir. Julian Akademisinde (sanat okulu) eğitim görmeye başlamış ancak (iyi ki) portreden sıkılıp beni en çok şaşırtan hamlesini yapmış, dekoratif ve sembolik alanda serbest çalışmaya başlamıştır. Şaşkınlığımı devam ettirerek kültürel simgeleri ev dekorasyonuna başarıyla uyarlayıp, söz konusu giysi olmasa da “Moda sanat mıdır?” sorusuna olan yanıtlarımı sorgulamama sebep olmuştur. Çünkü yarattığı desenler bununla kalmayacaktır…

Teklif gelmemesine rağmen, işlerini sergileme ümidiyle illüstrasyonlarını dergilere, gazetelere göndermiş ve hepsi de yayınlanıp hem sanat hem tasarım açısından beğeni toplamıştır. Bu sayede çeşitli ünlü modaevlerinde de tasarımcı olarak çalışmıştır. Kostüm tasarlamayı da seven Erte, ilk kostümünü 21 yaşında, bale/dans gösterisi için tasarlamıştır.

Ömrü yaşadığı yıla göre şaşırtıcı şekilde uzun olsa da bana sanki dört-beş farklı kişi tek bir bedendeymiş hissini yaşatan bu bey en hayran olduğum işi ise moda dergileri yerine gazetelere gönderdiği illüstrasyonlar olmuştur. Çünkü 2000lerde günlük yaşamda kürkler, Audrey Hepburn stili yan takılan şapkalar yokken, uyarlanmamışken; 1910larda Erte “ikon kadın” adı altında bu silueti yaratmıştır. Hatta estetik olarak sadece tek elde-tek yüzük anlayışını, bir çiziminde iki ele de iki büyük inci yüzük çizerek yıkmış, kansız devrimini yapmıştır.

“Benim desenlerim düşleri yansıtıyor, onun için de modası geçmez.” Erte

Halıdan vb ev dekorasyon ürünlerine desen tasarlamaktan vazgeçmeyerek çizimlerinde kültürel sembolleri yaşatan “artist”imiz, erkeklerin “Tek düze giyinmesini nasıl engellerim?” sorusuna takılıp, askeri üniformalardaki rütbe çizgilerinden, kordonlardan yola çıkarak erkeksi zarafetin varlığını da sergileyerek el atılmamış iş bırakmamıştır.

Bu şekilde yazarken tüm bu çeşide daha net bakabilen ben ise Erte’nin temelde üç ayrı ilgisi olduğunu düşünmekteyim. “Moda için kadınlara giysi, sanat için sinema ve tiyatrolara kostüm, güzellik için evlere ve erkeklere dekorasyon…” Tüm bunlardan sonra 22 yıl, Harper Bazaar’da çalışıp Vogue’un teklifini reddetmiş olan. Erte’nin orijinal çalışmaları ise günümüzde “modern” sanat ve grafik müzelerinde sergileniyor.

1910’lardaki eserleriyle günümüzde “modern” olarak anılmak mümkünse, bence biz modern değil bu sıfat altında ezilen demodeleriz ve daha çok denemeliyiz, diyor ve çekiliyorum.

Sevgiler…

Embed from Getty Images

Embed from Getty Images

Embed from Getty Images


Deniz Avaz

” Dressed up like its your last day ”


Bu yazıdaki referanslar: Getty Images


Subscribe our YouTube Channel!

Follow us on Instagram!

Tüm medya mecralarımızı takip etmeyi unutmayınız.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.