HIZLI MODA’YA KARŞI YAVAŞ MODA

1
shares
Share on Facebook
Share on Twitter
Share on Google+
Pin to Pinterest
+
What's This?

“Sürdürülebilirlik” oldukça sık duyduğumuz bu kelime bizler için ne ifade ediyor hiç düşündünüz mü? Kelime anlamı olarak; çeşitlilik ve üretkenliğin devamlılığı sağlanırken, daimi olabilme yeteneğini korumak olarak tanımlansa da kabaca tarif etmemiz gerekirse ‘sürdürülebilirlik’ özellikle yaşadığımız döneme odaklanacak olursak peşini hangi alanda olursa olsun bırakmamamız gereken, daha yaşanılabilir bir dünya için olmazsa olmazımız manasını barındıran bir kelime aslında.

Günümüzde üretim& tüketim oranlarına bakacak olursak, tekstil sektöründe son 35 yılda kullanılmış olan hammadde miktarının 30 milyon tondan, üç 90 milyon tona çıktığını yapılan araştırmalarla görmemiz mümkün. Eğilimin bu şekilde devam etmesiyle bu verinin 2030 yılıyla birlikte çok daha fazla artış göstererek 200 milyon tona çıkması ön görülüyor. Tüm bu veriler aslında bizlere yapılan tüketim çılgınlığının ne derece boyutlara ulaştığını gösterir nitelikte.  Bu noktada bizler de Sürdürülebilirlik yaklaşımına kendi içinde bulunduğumuz tekstil ve moda gözüyle bakacak olursak temelde iki ayrım karşımıza çıkıyor ‘Yavaş Moda (Slow Fashion)’ ve ‘Hızlı Moda (Fast Fashion)’.

Hızlı Moda Akımı

Hızlı moda akımını en özetleyen şey şüphesiz ‘kullan – at’ kelimeleri olacaktır. Etrafımıza bakacak olursak hızlı değişim gösteren eğilimler, hazır giyim mağazalarının haftalık değişen koleksiyonları bunu bize kanıtlar nitelikte. Ancak bu noktada ortaya çıkan diğer kötü durum ise yalnızca ürünlerin seri şekilde üretilip satılması değil, ortalama ömrü 3,5 yıl olan bir hazır giyim ürününün satın alınmaması sonucu depolanması, ömrünün büyük kısmını burada istiflenmiş şekilde geçiren ürünün kullanılamayacak hale gelince atılması doğrudan çöp miktarının artması anlamına geliyor. Bunun yanında hızlı üretim teknikleriyle birlikte ürünlerin kullanım ve yer yer kalite bakımından ödün verilmesi ürünlerin kullanım sürelerinin çok fazla düşmesine sebep oluyor.

Yavaş Moda Akımı

Tam da bu noktada karşımıza ‘Yavaş Moda’ akımı çıkıyor. Temel prensibi “ Daha az satın al, iyi olanı seç ve ürünü uzun süre kullan ” ilkesini adeta bangır bangır yüzümüze çarpan yavaş moda akımı ortaya çıkan bu tüketim çılgınlığı ve tüketim çılgınlığının sonucu olan kirlilikle baş etmede en büyük yardımcımız.

Yavaş moda akımına, tüketiciye adeta ne satın aldığını gözden geçirmesini vurgulayan bir bilinçlenme biçimi de demek yanlış olmaz. Akımda anahtar sözcük bir bakıma ‘zamansızlık’ desek yerinde bir tabir olacaktır. Bu akımda öne çıkan iddia ise tüketiciye kaliteden ödün vermeden, daha ekonomik ve sürdürülebilir bir giyim alışkanlığı kazandırmak.

Şimdi sizlerin de yavaş moda akımına geçiş yapmasına yardımcı olması için birkaç ufak tüyo aktaracağım;

Öncelikle alışverişlerinizde ne aldığınıza iki kez bakarak başlayabilirsiniz. Bu kıyafet sizin için gerçekten gerekli mi yoksa sadece görüntüsünü beğendiğimiz için mi satın alıyoruz.

İkinci olarak, aldığımız ürünün kalitesi. Satın alacağımız ürünün nerede, nasıl üretildiğine dikkat etmemiz, doğa dostu olmayan, etik ve hayvan haklarını ihlal eden üretim metotları içeren ürünlerden kaçınmamız doğrudan oluşan değişime etki sağlayacak.

Bir diğer önemli ayrıntı, kendi tarzımızı ve kendimizi tanımış olmak. Eğer neyden hoşlandığımızı kendi vücut şeklimize yakışan ve stilimizi yansıtan kıyafetleri alırsak çok daha uzun süre kullanım sağlayabiliriz. Bu noktada önceden yapacağımız internet araştırmaları büyük fayda sağlayacak. Bunun yanında en güzel diğer seçenek ise kendi kıyafetimizi kendimiz dikmemiz olacaktır. Böylelikle yavaş moda akımına en büyük desteği de vermeniz mümkün.

Son olarak ise, aldığımız kıyafetlere ilk günkü heves ile yaklaşmak çok önemli. Çok sık yıkamak yerine doğru talimatlarda azami sürede yıkamak. Uygun şartlarda ve yerde muhafaza etmek giysi ömrünü uzatacak, bu sayede hem size hem de çevrenize olumlu etkiler sağlayacak.

İşte bakıldığında aslında bu birkaç dikkat yöntemiyle gerek kendimize gerek doğaya katkımız büyük oranda artacak. Bu tavsiyelere bakacak olursanız aslında çokta yabancı olmadığımızı göreceksiniz. Yani, kendimizde başlatacağımız ufak değişimler birleşip büyüyerek, sürdürülebilir bir dünyanın kapılarını aralamada büyük pay sahibi olacaktır.

Keyifli haftalar!

Damla Rabia Tüzer

“ Hayatı yakala! ” 


Bu yazıdaki referanslar: greenfashionweek.org/

medium.com/


Subscribe our YouTube Channel!

Follow us on Instagram!

Share Now:
Tüm medya mecralarımızı takip etmeyi unutmayınız.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir